Yüksek Enflasyon ve Uzun Yargılama Süreçlerinde Mülkiyet Hakkının Korunması
Kamulaştırmasız el atma (idarenin yasal bir işlem yapmadan özel mülkiyete konu taşınmaza fiilen veya hukuken el koyması) davaları, ülkemizde mülkiyet hakkı ihlallerinin başında gelmektedir. Vatandaşların, idareye karşı açtıkları bedel davaları genellikle uzun yıllar sürmekte ve yargılama sonunda hükmedilen bedel, enflasyon karşısında ciddi şekilde erimektedir.
Enflasyonun Temerrüt Faizini Aşması Durumunda “Munzam Zarar”: Güncel Yargıtay Yaklaşımı yazımızı okumak için

Anayasa’nın 46. maddesi, kamulaştırma işlemlerinde taşınmazın gerçek karşılığının nakden ve peşin olarak ödenmesini emreder. Ancak uygulamada, uzun süren davalar neticesinde ödenen tutarlara uygulanan yasal faiz oranları, gerçek enflasyonun çok gerisinde kalmaktadır. Bu durum, taşınmaz malikinin büyük bir maddi kayıp yaşamasına yol açmaktadır. Bu aşamada devreye munzam zarar (yasal faizi aşan ek zarar) kavramı girmektedir.
Uzun süredir ilk derece mahkemeleri, mülkiyet sahiplerinin bu enflasyon farkından kaynaklanan zarar taleplerini reddetme eğilimindeydi. Ancak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf Mahkemesi) 39. Hukuk Dairesi’nin yakın tarihli kararı, bu mağduriyeti ortadan kaldıran çok önemli bir emsal teşkil etmektedir. Bu kararla birlikte, taşınmaz sahiplerinin gerçek zararının TÜİK verileri ile güncellenerek karşılanması gerektiği tescillenmiştir.
İstinaf Mahkemesinin Emsal Kararının Hukuki Gerekçeleri
Ankara İstinaf Mahkemesi, idarenin itirazlarını reddederken kararını doğrudan Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına dayandırmıştır. Kararın temel gerekçeleri şu şekilde özetlenebilir:
- Mülkiyet Hakkının İhlali: Anayasa’nın 35. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı, alacağın geç ödenmesi ve enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma sebebiyle ihlal edilmektedir.
- TÜFE ile Güncelleme Zorunluluğu: Yasal faiz oranının enflasyonun gerisinde kaldığı dönemlerde, davacının zararı faiz ile telafi edilemez. Dava tarihindeki bedelin, ödeme tarihindeki TÜİK TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) verilerine göre güncellenmesi gereklidir.
- Gerçek Değerin Korunması: Paranın bir değer ölçme aracı olma vasfını yitirdiği yüksek enflasyonist ortamlarda, idarenin kendi alacaklarını yeniden değerleme oranıyla artırırken, vatandaşa sadece yasal faiz ödemesi ölçülülük ilkesine aykırıdır.
“Mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda aradan geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi, bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkânı da bulunmamaktadır.” (İlgili İstinaf Kararından)
Mahkemece uygulanan hesaplama yöntemi son derece nettir. Öncelikle taşınmazın dava açıldığı tarihteki değeri, TÜFE endeksi ile ödeme tarihine güncellenir. Çıkan güncel toplam bedelden, idarece daha önce ödenen ana para ve yasal faiz miktarı düşülür. Geriye kalan tutar, davacının munzam zararı olarak kabul edilir ve idareden tahsiline hükmedilir.
Kıdem Tazminatı Mevduata Uygulanan En Yüksek Faiz Hesaplama yazımızı okumak için
Enflasyon Karşısında Eriyen Tazminatın Kurtarılması
Meslekte geçirdiğim 11 yıllık tecrübe boyunca, vatandaşların haklı oldukları davalarda dahi enflasyon nedeniyle nasıl mağduriyet yaşadıklarına sıklıkla şahit oldum. Yakın zamanda yürüttüğümüz bir süreçte, müvekkilimin arazisine idare tarafından yol yapımı gerekçesiyle el konulmuştu. Açtığımız kamulaştırmasız el atma davası yaklaşık 4 yıl sürdü. Dava sonucunda hükmedilen bedel, yasal faiziyle birlikte ödendiğinde, arazinin o günkü gerçek değerinin yarısını dahi karşılamıyordu.
Bu noktada süreci sonlandırmayıp, ödeme tarihinden hemen sonra munzam zarar davası yoluna başvurduk. Dosyaya sunduğumuz ekonomik raporlar ve güncel Anayasa Mahkemesi içtihatları doğrultusunda, paranın alım gücündeki kaybı net bir şekilde ortaya koyduk. Mahkeme, TÜİK verilerini baz alarak yasal faizi aşan zararın idare tarafından ödenmesine hükmetti. Bu emsal kararlar, hakkını arayan vatandaşlar için mülkiyetin gerçek karşılığını alabilmeleri adına kritik bir güvencedir. Ancak her davanın kendi somut koşullarında değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Munzam zarar davası açmak için belirli bir süre var mıdır?
Evet, munzam zarar talep edebilmek için asıl alacağın (kamulaştırma bedelinin) tahsil edildiği tarihten itibaren işlemeye başlayan zamanaşımı süreleri bulunmaktadır. Bu süreler içinde davanın açılması hak kaybı yaşamamak adına büyük önem taşır. Genel zamanaşımı süresi 10 yıldır.
2. Munzam zararı ispat etmek zorunlu mudur?
Eski Yargıtay uygulamalarında katı bir ispat şartı aranmaktaydı. Ancak güncel Anayasa Mahkemesi ve İstinaf kararları ışığında, ülkedeki yüksek enflasyon oranları ve TÜİK verileri (TÜFE/ÜFE) tek başına zararın varlığını ortaya koyan güçlü birer delil olarak kabul edilmektedir.
3. Davayı kesin olarak kazanma garantisi var mıdır?
Hukuk sistemimizde hiçbir dava için kesin kazanma garantisi verilemez. Her uyuşmazlık, dosyadaki delil durumu, ödeme tarihleri ve ekonomik göstergeler ışığında mahkemelerce bağımsız olarak değerlendirilir. Munzam zarar davaları, teknik hesaplamalar gerektiren kompleks süreçlerdir.
4. İstinaf Mahkemesi kararı ne anlama gelmektedir?
İstinaf kararı, ilk derece mahkemesinin verdiği kararın bir üst mahkeme olan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından denetlenmesi ve onanması anlamına gelir. Bu karar, idarenin yasal faiz dışındaki zarardan sorumlu olmadığını iddia eden savunmalarının hukuken geçerli olmadığını göstermektedir.
Gaziantep Barosu Sicil No: 1969 | İletişim: 0 532 167 09 13
Yazar: Avukat Abdulkadir Akıllar
Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her hukuki olay kendi içinde farklılık gösterir. Hak kaybına uğramamak için alanında uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir.
Kaynaklar:
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi Kararı (Dosya No: 2025/177, Karar No: 2026/1610)
- Anayasa Mahkemesi İhlal Kararları (Ali Şimşek, Mehmet Akdoğan ve diğerleri başvuruları)
- 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
- 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Madde 35, Madde 46)

Bir yanıt yazın