Alacağın Devri - Global Gaziantep Avukat

Alacağın Devri Sözleşmesinde Munzam Zarar (Aşkın Zarar) Talebi

Yargıtay Kararları Işığında Alacağın Temliki ve Munzam Zarar İlişkisi

Ticari hayatta ve bireysel ilişkilerde alacakların tahsili sürecinde yaşanan gecikmeler, alacaklılar üzerinde ciddi ekonomik mağduriyetler yaratabilmektedir. Özellikle ülkemizdeki gibi yüksek enflasyonist dönemlerde, borcun geç ödenmesi nedeniyle yasal temerrüt faizini (gecikme faizini) aşan zararların ortaya çıkması kaçınılmazdır. Bu zararlar hukuk sistemimizde “munzam zarar” (aşkın zarar) olarak adlandırılır. Peki, bir alacak başka bir kişiye devredildiğinde (temlik edildiğinde), bu munzam zararı talep etme hakkı da otomatik olarak devredilmiş olur mu?

Gaziantep Barosu’na kayıtlı bir avukat olarak 11 yıllık tecrübemizle müvekkillerimizin sıklıkla karşılaştığı bu karmaşık konuyu, güncel Yargıtay kararları ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleri çerçevesinde, anlaşılır bir dille ele alacağız.

Munzam Zarar (Aşkın Zarar) Nedir ve Şartları Nelerdir?

Munzam zarar, en yalın haliyle; borçlunun borcunu zamanında ödememesi (temerrüde düşmesi) sebebiyle alacaklının uğradığı ve yalnızca temerrüt faiziyle karşılanamayan ek zarardır. Bir alacaklının munzam zarar talep edebilmesi için kanunen belirli şartların bir arada bulunması gerekir:

  • Geçerli Bir Para Borcunun Bulunması: Munzam zarar yalnızca para borçlarında gündeme gelir.
  • Borçlunun Temerrüde Düşmesi: Borçlunun ödemeyi geciktirmesi ve usulüne uygun şekilde uyarılmış (temerrüde düşürülmüş) olması şarttır.
  • Aşkın Zararın Varlığı: Alacaklının, yasal faiz miktarını aşan somut bir ekonomik kayıp yaşamış olması gerekir.
  • Uygun İlliyet Bağı: Uğranılan zararın, ödemenin gecikmesinden kaynaklandığı kanıtlanmalıdır.
  • Kusur (Kusursuzluğun İspat Edilememesi): Borçlu, ödemenin gecikmesinde hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu zarardan sorumludur.
Alacağın Devri - Global Gaziantep Avukat

Alacağın Devri (Temliki) Sözleşmesi Nedir?

Alacağın devri, mevcut bir alacağın, alacaklı tarafından üçüncü bir kişiye yazılı bir sözleşme ile devredilmesidir. Bu işlem sonucunda alacak hakkı, eski alacaklıdan (devreden) yeni alacaklıya (devralan) geçer. Kural olarak, alacakla birlikte ona bağlı olan öncelik hakları ve kefalet gibi teminatlar da yeni alacaklıya intikal eder.

Alacağın Devri Sözleşmesi Munzam Zararı Kapsar Mı?

Bu noktada en kritik soru şudur: Asıl alacağı devreden kişi, geçmişe dönük munzam zarar talep etme hakkını da devretmiş sayılır mı? Türk Borçlar Kanunu’nun 189. maddesi, alacağın devri ile birlikte hangi yan hakların devredileceğini saymıştır. Ancak bu kanun maddesinde “munzam zarar” açıkça zikredilmemiştir.

Hukuki süreçlerde alacağın devri sözleşmesinde açıkça munzam zarar hakkının da devredildiği yazmıyorsa, bu hak asıl alacaklıda kalmaya devam eder. Yani borcu zamanında tahsil edemeyip zarara uğrayan ilk alacaklı, alacağını sonradan başkasına devretmiş olsa bile, kendi dönemine ait aşkın zararlarını borçludan talep etme hakkına sahiptir.



Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin Güncel Kararı Ne Diyor?

Konuyu netleştiren en önemli içtihatlardan biri Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 13.01.2026 tarihli kararıdır. Yüksek Mahkeme, alacağın temliki ile munzam zarar ilişkisini şu şekilde karara bağlamıştır:

“TBK’nın 189. maddesinde düzenlenen alacağın devrinde, devrin kapsamı sayılmak suretiyle belirlenirken ‘munzam zarar’ ifade edilmemiştir. Dolayısıyla alacağın devri sözleşmesinde açıkça ‘munzam zarar’ devredilmemişse, alacağın ilk sahibi, borçludan temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre için munzam zarar isteminde bulunabilecektir. … Alacağın devri sözleşmesinde açıkça belirtilmediği sürece, asıl alacağın temlik edilmiş olması munzam zarar alacağının da temlik edildiği sonucunu doğurmaz. Zarara uğrayan, temerrüt tarihi ile temlik tarihleri arası için munzam zarar talebinde bulunabilir.” (Yargıtay 6. HD, 13/01/2026, 2025/811 E., 2026/141 K.)

Mesleki 11 yıllık tecrübemiz boyunca sıkça karşılaştığımız durumlardan birini somutlaştıralım. Bir inşaat firması (Yüklenici), bir belediyeye altyapı işi yapmış ve hakedişlerini zamanında alamamıştır. Gecikme nedeniyle firma, bankadan yüksek faizli kredi çekmek zorunda kalmış ve enflasyon karşısında parası değer kaybetmiştir. Firma daha sonra, acil nakit ihtiyacı için içerideki alacağını bir factoring şirketine veya üçüncü bir şahsa usulüne uygun şekilde devretmiştir.

Bu durumda, devir sözleşmesinde “munzam zararlar da devredilmiştir” şeklinde özel bir madde yoksa; inşaat firması, temerrüt tarihi (belediyenin borcu ödemesi gereken tarih) ile temlik tarihi (alacağın üçüncü kişiye devredildiği tarih) arasında uğradığı enflasyon ve kredi faizi kaynaklı ek zararlarını, alacağı devretmiş olmasına rağmen belediyeden talep edebilecektir. Burada önemli olan, firmanın uğradığı zararı somut veya soyut ispat yöntemleriyle mahkemeye sunabilmesidir.

Alacağın Devri - Global Gaziantep Avukat

Sıkça Sorulan Sorular

1. Munzam zararı ispat etmek zorunlu mudur?

Evet, kural olarak alacaklı uğradığı zararı ispatla yükümlüdür. Ancak yüksek enflasyon dönemlerinde Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları gereği, paranın alım gücündeki düşüş herkesçe bilinen bir gerçek (maruf ve meşhur vakıa) kabul edildiğinden, bazı durumlarda zararın varlığı karine (varsayım) olarak kabul edilebilir ve soyut yöntemlerle hesaplama yapılabilir.

2. Alacağımı devrettim, sözleşmeye munzam zararı yazmayı unuttum. Hakkımı kaybettim mi?

Hayır, hakkınızı kaybetmediniz. Yargıtay kararlarına göre, sözleşmede aksine açık bir hüküm yoksa munzam zarar talep hakkı devreden kişide (sizde) kalır. Kendi döneminizdeki zararları asıl borçludan talep edebilirsiniz.

3. Munzam zarar davasında faiz talep edilebilir mi?

Munzam zarar, zaten gecikme faizini aşan bir zarar olduğu için, munzam zarar alacağına ayrıca temerrüt faizi işletilip işletilemeyeceği hukuki bir tartışma konusudur. Kural olarak faize faiz yürütülemez ancak alacağın kesinleştiği tarihten itibaren yasal şartlar oluşursa faiz talebi değerlendirilir. Hak kaybı yaşamamak için dosya bazlı hukuki değerlendirme şarttır.

4. Sadece yüksek enflasyon munzam zarar talebi için yeterli midir?

Tek başına enflasyon yeterli olmayabilir. Mahkemeler hesaplama yaparken; banka mevduat faiz oranları, döviz kurları, altın fiyatlarındaki artış ve TEFE-TÜFE oranlarından oluşan bir “sepet” oluşturarak paranın reel değer kaybını tespit ederler.

Yasal Uyarı

Hak arama süreçlerinde geri dönülmez kayıplar yaşamamak adına, sözleşmelerin hazırlanması ve dava süreçlerinin yönetilmesinde alanında uzman bir avukattan profesyonel destek almanız büyük önem taşımaktadır.

Avukat Abdulkadir Akıllar
Gaziantep Barosu Sicil No: 1969
İletişim: 0 532 167 09 13
Web: globalavukat.com.tr

Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her hukuki uyuşmazlık kendi somut koşulları içerisinde değerlendirilmelidir. Hak kaybına uğramamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir.

Kaynaklar:

  • 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu (Madde 122, Madde 183 ve devamı, Madde 189)
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 13/01/2026 Tarihli, 2025/811 Esas, 2026/141 Karar Sayılı İlamı
  • Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Kararları (Örn: 2014/2267)


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir