Bakım Karşılığı Tapu Devrinin Miras Hukukundaki Yeri ve İptal Davası Şartları
Miras hukukunda en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, miras bırakanın (muris) sağlığında mal varlığını çocuklarından birine devretmesidir. Özellikle gayrimenkul devirlerinde, işlem bakım gözetme amacıyla yapıldığında diğer mirasçılar hak kaybına uğradıklarını düşünerek hukuki yollara başvurmaktadır. 10 yıllık mesleki tecrübemiz süresince Gaziantep’teki büromuza gelen başvurularda bu konunun sıklıkla merak edildiğini gözlemliyoruz. Bu tür devir işlemleri hukuken ölünceye kadar bakma sözleşmesi kapsamında değerlendirilir.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme türüdür. Bu sözleşme ile bakım borçlusu, miras bırakanın bakıp gözetmeyi üstlenirken, muris de mal varlığından bir taşınmazın mülkiyetini ona geçirmeyi taahhüt eder. Ancak uygulamada bu sözleşmeler bazen gerçekte bir bağışlama (hibe) amacını gizlemek amacıyla yapılabilmektedir.
Diğer mirasçıların bu devri iptal ettirebilmesi için işlemin muvazaalı (danışıklı) olduğunu ispatlamaları gerekir. Muvazaa iddialarında mahkeme, tarafların gerçek iradesini araştırır. Murisin gerçekten bakıma ihtiyacı olup olmadığı, devredilen gayrimenkulün tüm mal varlığına oranı ve taraflar arasındaki ekonomik durum titizlikle incelenir.
Tapu devrinin iptali için açılacak davalarda dikkat edilmesi gereken temel hususlar şunlardır:
- Sözleşmenin yapıldığı sırada miras bırakanın gerçekten bakıma muhtaç olup olmadığı araştırılır.
- Devredilen malın, murisin tüm mal varlığına kıyasla makul bir oranda olup olmadığına bakılır.
- Çocuklar arasında hakkaniyete uygun bir denge kurulup kurulmadığı değerlendirilir.
- Görünürdeki sözleşmenin arkasında bağış iradesi olup olmadığı tanık ve delillerle incelenir.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde, bakım borçlusunun üstlendiği edimin gerçekçi ve yerine getirilebilir olması şarttır. Görünürdeki amacın bakım değil de mal kaçırmak olduğu durumlarda sözleşme geçersiz kabul edilebilir.

Gaziantep’teki hukuk büromuza başvuran müvekkilimiz, babasının vefatından kısa süre önce İbrahimli bölgesindeki dairesini sadece büyük oğula bakım karşılığı devrettiğini belirtmiştir. Yapılan detaylı incelemede, babanın yatalak olduğu ve tüm bakımının aslında diğer kardeşler ile tutulan bir bakıcı tarafından ortaklaşa karşılandığı tespit edilmiştir. 10 yıllık tecrübemizle yürüttüğümüz tapu iptal ve tescil davasında, mahkeme temlikin (devrin) gerçekte bakım amacıyla değil, diğer çocuklardan mal kaçırma amacı taşıdığına kanaat getirmiştir. Sonuç olarak mahkeme, tapunun iptali ile terekemeye (miras bırakanın bıraktığı mal varlığı bütününe) iadesine karar vermiştir.
Ölmeden Önce Mal Paylaşımı Yapılabilir mi? yazımızı okumak için
Sıkça Sorulan Sorular
Bakım sözleşmesi noter huzurunda yapılmak zorunda mıdır?
Evet, Türk Borçlar Kanunu gereğince ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin geçerliliği resmi şekil şartına bağlıdır ve mutlaka noterlikte düzenleme şeklinde yapılması gerekmektedir.
Her bakım sözleşmesi tapu iptal davasına konu olabilir mi?
Hayır, miras bırakanın gerçekten bakıma ihtiyacı olduğu ve bakım borçlusunun edimlerini eksiksiz yerine getirdiği durumlarda açılan davaların başarı şansı düşüktür. Her olay kendi özel koşullarında değerlendirilmelidir.
Bu davalar için herhangi bir zaman aşımı süresi var mı?
Muvazaa (danışıklı işlem) iddiasına dayanan tapu iptal ve tescil davaları bir zaman aşımına tabi değildir; miras bırakanın ölümünden sonra her zaman açılabilir.
Dava sonucunda kazanılan gayrimenkul kime kalır?
Mahkemenin tapu iptal kararı vermesi durumunda, taşınmaz doğrudan davacının adına değil, mirasa konu olan terekemeye dahil edilir ve tüm yasal mirasçılar arasında paylaştırılır.
Gaziantep Barosu Sicil No: 2423 | İletişim: 0532 715 47 05
Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Hak kaybına uğramamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir.
Kaynaklar:
- Türk Medeni Kanunu (Kanun No: 4721)
- Türk Borçlar Kanunu (Kanun No: 6098)
- Yargıtay İçtihatları ve Hukuk Dairesi Kararları

Bir yanıt yazın