Tereke Tespit Davası (TMK m. 589): Mirasbırakanın Malvarlığının Hukuki Yoldan Kayıt Altına Alınması ve Korunması
Mirasbırakanın vefatı sonrasında mirasçıların karşılaştığı en büyük hukuki problemlerden biri, ölen kişiye (muris) ait aktif ve pasif malvarlığının net olarak bilinememesidir. Vefat eden kişinin banka hesaplarındaki paralar, üzerindeki tapulu taşınmazlar (ev, arsa, tarlalar), motorlu araçlar veya varsa borsa ve ticari şirket hisseleri zaman zaman mirasçılardan saklanabilmekte ya da kayıt dışı kalabilmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 589. maddesi ve devamında düzenlenen tereke tespit davası (terekenin korunması önlemleri), ölen kişinin tüm mal varlığının ve borçlarının mahkeme kanalıyla resmi olarak ortaya çıkarılmasını sağlayan bir çekişmesiz yargı (herhangi bir davalı taraf gösterilmeksizin mahkemeden durum tespiti istenmesi) işlemidir.
Mirasçılardan Biri Mal Kaçırırsa Ne Yapılır? yazımızı okumak için
10 yıllık avukatlık tecrübem boyunca mirasçıların sıklıkla düştüğü en kritik hata, murisin ölümünden sonra malvarlığının ne olduğunu tam bilmeden hareket etmeleri veya diğer mirasçıların mal kaçırdığı şüphesiyle panikle yanlış hukuki adımlar atmalarıdır. Tereke tespiti talebi, mirasın paylaşılmasından veya olası bir terekeden kaynaklı uyuşmazlıktan önce mevcut durumu hukuki bir zırh altına almak için başvurulması gereken temel koruma tedbiridir.
Tereke Tespiti Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangi Mahkemedir?
Tereke tespit taleplerinde görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olup yetkili mahkeme ise mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Yani ölen kişinin vefat etmeden önceki son ikametgah adresi neresi ise, o yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurulması kanuni bir zorunluluktur.
Mahkeme Aracılığıyla Ölen Kişinin Malvarlığı Nasıl Araştırılır?
Sulh Hukuk Mahkemesi’ne sunulacak bir dilekçe ile mirasçı (veya alacaklı), mahkemenin ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere (mahkeme resmi yazısı) yazmasını talep eder. Mahkeme kanalıyla yürütülen bu resmi araştırma sürecinde şu kurumlara başvurulur:
- Bankalar ve BDDK: Türkiye Barolar Birliği ve BDDK entegrasyonu ile tüm kamu ve özel bankalara resmi yazı yazılarak murise ait vadeli, vadesiz, kiralık kasa, döviz, altın veya yatırım hesaplarının detaylı dökümü matches edilir.
- Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TAKBİS): Türkiye sınırları dahilindeki tüm tapu sicil müdürlüklerine sistem üzerinden bağlanılarak muris adına kayıtlı taşınmazların (daire, arsa, tarla, dükkan) listesi çıkarılır.
- Türkiye Noterler Birliği ve EGM (ARTES): Murisin adına tescilli tüm araçlar (otomobil, motosiklet, ticari araç vb.) Noterler Birliği sisteminden sorgulanarak tespiti sağlanır.
- Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Vergi Dairesi: Ölen kişinin varsa emekli ikramiyesi, birikmiş alacakları veya vergi borçları kayıt altına alınır.
- Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK): Murisin borsa hisse senetleri, bono, tahvil ve kripto/dijital varlık hesaplarına ilişkin hakları taranır.

Türk Medeni Kanunu m. 589/1: “Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem üzerine veya re’sen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır.”
Tereke tespiti istemek herhangi bir katı hak düşürücü süreye tabi değildir. Tereke resmi olarak paylaşılıncaya kadar her zaman Sulh Hukuk Mahkemesi’nden bu talepte bulunulabilir. Ancak mal kaçırma veya birikimlerin usulsüz çekilme riskine karşı vəfatın ardından vakit kaybetmeksizin hareket etmek en sağlıklı yoldur.
10 yıllık hukuki pratik tecrübemizde karşılaştığımız somut bir olayda; müvekkilimiz, vefat eden babasının hayattayken ciddi miktarda mevduat hesabına ve birkaç taşınmaza sahip olduğunu bilmekte, ancak diğer mirasçı kardeşinin kendisinden bilgi ve belge gizlediğini ifade etmekteydi. Tarafımızca derhal ölen babanın son ikametgah yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurularak tereke tespit davası açılmıştır.
Mahkemece Bankalar Yeminli Murakıpları kanalıyla yapılan derinlemesine incelemede, murisin ölümünden hemen önce ve hemen sonra banka hesaplarından çekilen paralar, kasalardaki ziynet eşyaları ve TAKBİS üzerinden tespit edilen ancak saklanan 3 adet arsa kayıt altına alınmıştır. Bu resmi tespit işlemi sayesinde müvekkilin hak kaybına uğraması engellenmiş ve takip eden mirasın paylaşımı sürecinde adil bir zemin elde edilmiştir.
Tereke Tespiti Davasında Dikkat Edilmesi Gereken Hukuki Noktalar
Tereke tespiti bir eda davası (bir şeyin verilmesi veya yapılması talebi) değildir. Yani mahkeme bu davada “şu mal şu mirasçınındır” şeklinde bir paylaşım kararı vermez. Sadece ortadaki malvarlığının “resmi envanterini” çıkarır. Terekedeki mallar tespit edildikten sonra, mirasçılar anlaşarak paylaşım yapabilir veya anlaşamazlarsa ortaklığın giderilmesi davası (izale-i şuyu) açarak malvarlığının paylaşılmasını sağlayabilirler.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Tereke tespit davası ne kadar sürer?
Mahkemenin iş yüküne ve ilgili kurumlardan (Tapu, Bankalar, EGM) yanıtların gelme süresine bağlı olarak tereke tespiti davaları ortalama 3 ila 8 ay arasında sonuçlanmaktadır.
2. Tereke tespiti davasını kimler açabilir?
Yasal mirasçılar (çocuklar, eş, anne-baba vb.), atanmış mirasçılar, vasiyet alacaklıları ve mirasbırakandan alacağı bulunan alacaklılar bu davayı açma hakkına sahiptir.
3. Ölen kişinin habersizce çekilen banka paraları tereke tespitinde çıkar mı?
Evet. Mahkeme bankalardan geriye dönük hesap hareketlerini ve imza sirkülerini talep eder. Murisin ölüm tarihinden hemen önce veya sonra yetkisizce çekilen paralar tespit edilerek dava dosyasına eklenir.
4. Tereke tespiti yapılmadan miras paylaşılabilir mi?
Mirasçılar arasında tam bir uzlaşma ve güven varsa tereke tespiti açılması zorunlu değildir. Ancak malvarlığının miktarından emin olunmadığı veya mirasçılar arasında uyuşmazlık bulunduğu durumlarda hak kaybını önlemek için tereke tespiti elzemdir.
İletişim Bilgileri:
Avukat Aziz Cihan Kaçıran
Gaziantep Barosu Sicil No: 2423
İletişim: 0532 715 47 05
Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Hak kaybına uğramamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir.
Kaynaklar:
- 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK m. 589-591)
- 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Güncel İçtihatları

Bir yanıt yazın