Türkiye’de yüz binlerce çırak ve stajyerin gözü kulağı, geçmişte yaptıkları zorunlu çalışmaların emeklilik sigortası başlangıcı olarak kabul edilmesini sağlayacak yasal düzenlemelerde veya yargı kararlarındadır. Bilindiği üzere, mevcut mevzuatımızda çıraklık ve staj dönemlerinde sadece iş kazası, meslek hastalığı ve genel sağlık sigortası primleri ödenmekte; emekliliğe esas olan uzun vadeli sigorta kolları (malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları) primleri yatırılmamaktadır. Bu durum, çıraklık döneminde fiilen çalışan vatandaşlarımızın emeklilik yaşını ve prim gün sayısını doğrudan etkilemektedir. 11 yıllık mesleki tecrübemiz ışığında değerlendirdiğimizde, yargı yoluna başvurarak hak arayan vatandaşlarımız için Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından verilen yeni ve emsal niteliğindeki karar, bu konuda çok kritik bir hukuki kriteri ortaya koymuştur. Yargıtay, çıraklık sigortasının emeklilikte dikkate alınabilmesi için “üretimde fiilen çalışma” ve “eğitimin arka planda kalması” şartlarını netleştirmiştir.

Çıraklık ile Hizmet Akdi Arasındaki İnce Çizgi ve Yargıtay Kriterleri
Hukuk sistemimizde çıraklık ilişkisi ile işçi statüsünü belirleyen [İÇ LİNK ÖNERİSİ: ‘(hizmet akdinin)’] sayfasından ‘(İş Hukuku Hizmet Akdi)’ sayfasına link verin. hizmet akdinin (iş sözleşmesinin) ayrımı, yapılan işin niteliğine göre belirlenir. Normal şartlarda çıraklık sözleşmesinde temel amaç ve öncelik, kişiye bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Çırağın işletmedeki pratik çalışmaları, gördüğü teorik eğitimin doğal bir parçası ve tamamlayıcısı olarak kabul edilir. Bu nedenle, çırakların yaptıkları işler normal işçilerin faaliyetlerine benzese bile, bu durum doğrudan bir hizmet akdinin varlığına ve dolayısıyla uzun vadeli sigortalılık niteliği kazanılmasına yol açmaz. Ancak Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 04.02.2026 tarihli, 2025/11878 Esas ve 2026/725 Karar sayılı güncel içtihadında bu genel kuralın istisnası çok net bir şekilde çizilmiştir:
Çıraklar, çıraklık süresi içinde diğer çalışanlar gibi doğrudan üretime katılıyorlarsa, iş yerindeki faaliyetleri sadece meslek öğrenme sınırları içinde kalmayıp üretimin asli bir unsuru haline gelmişse ve meslek/sanat öğrenimi amacının gerisinde kalmışsa, artık orada bir çıraklık ilişkisinden değil, somut bir hizmet akdinden (işçilik ilişkisinden) söz edilir.
Yargıtay bu kararıyla, “çıraklık sigortası hiçbir şekilde emeklilikte başlangıç sayılamaz” anlayışını esnetmiştir. Eğer çırak, eğitim almak yerine bir işçi gibi bilfiil imalata ve üretime katılmışsa, bu sürenin uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık statüsünde (4/a kapsamında) sayılması gerektiğine hükmetmiştir. Ancak yüksek mahkeme, bu durumun iddia edilmesinin yeterli olmadığını, yerel mahkemelerce çok sıkı ve eksiksiz bir inceleme yapılması gerektiğini vurgulayarak ilk derece mahkemesinin kabul kararını bozmuştur.
İşe İade Davası Açma Süresi: Haklarınızı Koruyun! yazımızı okumak için
Makine Kimya Endüstrisi (MKE) Davası ve Mahkemenin Eksik İnceleme Gerekçesi
Emsal karara konu olan olayda, 1987-1989 yılları arasında 16 yaşında Makine Kimya Endüstrisi (MKE) bünyesinde çırak olarak kaydı bulunan bir vatandaşımız, bu dönemde aslında normal bir işçi gibi tam zamanlı üretime yönelik çalıştığını belirterek hizmet tespiti davası açmıştır. İlk derece iş mahkemesi, davacının o dönem birlikte çalıştığı işçi tanıklarını dinlemiş ve tanık beyanlarına dayanarak çalışmanın meslek öğrenme ağırlıklı olmadığını, üretime yönelik olduğunu kabul ederek davayı kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) de bu kararı hukuka uygun bulmuştur.
Ancak dosya temyiz incelemesi için Yargıtay’a geldiğinde, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi çok önemli bir tespitte bulunmuştur. MKE gibi nitelikli askeri ve endüstriyel malzemeler üreten, iş sağlığı ve güvenliği riskleri yüksek olan devasa bir kurumda, henüz 16 yaşında olan ve daha önce hiçbir iş tecrübesi bulunmayan bir çocuğun, işçiler gibi doğrudan üretime nasıl katılabileceğinin, o teknik işleri yapabilecek yeterliliğe nasıl sahip olduğunun somut delillerle açıklığa kavuşturulmadığını belirtmiştir. Mahkemenin sadece soyut tanık ifadeleriyle yetinmesini eksik inceleme olarak değerlendirmiştir.
Hizmet Tespiti Davalarında Mahkemelerin Yapması Gereken Araştırmalar
Sosyal güvenlik hakkı, Anayasa ile güvence altına alınmış temel bir insan hakkıdır. Bu nedenle Yargıtay, çıraklık dönemindeki çalışmaların gerçek sigortalılık statüsüne dönüştürülmesi talebiyle açılan davaların özel bir duyarlılıkla yürütülmesi gerektiğini belirtmiştir. Hak kayıplarının önüne geçilmesi ve gerçeğe aykırı sigortalılık sürelerinin engellenmesi adına, mahkemelerin tarafların sunduğu delillerle yetinmeyip kendiliğinden (re’sen) araştırma yapması zorunludur. Karara göre bir mahkemenin hizmet tespitine karar verebilmesi için şu araştırmaları eksiksiz yapması gerekir:
- Davacı çırağa ait iş yerindeki tüm resmi belge, kayıt ve çıraklık sözleşmelerinin işverenden eksiksiz istenmesi,
- Çalışmanın geçtiği ileri sürülen döneme ait Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) iş yeri sicil dosyasının getirtilmesi,
- İşverence o dönemde tutulması zorunlu olan ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve devam takip çizelgelerinin incelenmesi,
- Aynı dönemde o iş yerinde çalışmış, bordrolara geçmiş resmi diğer işçilerin tanık sıfatıyla dinlenmesi,
- Söz konusu dönemde ilgili iş yerinde SGK müfettişlerince yapılmış bir denetim veya inceleme olup olmadığının sorulması, varsa raporların dosyaya eklenmesi,
- Gerekirse aynı çevrede (komşu iş yerlerinde) benzer faaliyetleri yürüten tarafsız başka işverenlerin ve sigortalı çalışanların saptanarak bilgilerine başvurulması.
Olay: Müvekkilimiz Ahmet Bey, 1992 yılında 15 yaşındayken bir tekstil fabrikasında “çırak” adı altında işe başlatılmıştır. Kendisine bir çıraklık sözleşmesi imzalatılmış ve SGK’ya çırak kulübü üzerinden bildirim yapılmıştır. Ancak Ahmet Bey, haftanın 6 günü, günde 10 saat boyunca diğer yetişkin işçilerle birlikte kesim ve dikim makinelerinde bilfiil üretim yapmış, kendisine herhangi bir teorik veya pratik mesleki eğitim verilmemiştir. Ahmet Bey emeklilik aşamasına geldiğinde bu 2 yıllık sürenin sigorta başlangıcı sayılması için ofisimize başvurmuştur.
Hukuki Çözüm: Ahmet Bey’in durumunda, Yargıtay’ın son içtihadında belirtilen kriterler tam anlamıyla mevcuttur. Fabrikadaki amacın meslek öğretmek değil, Ahmet Bey’in emeğinden bir işçi gibi yararlanmak olduğu açıktır. Bu doğrultuda açılacak bir hizmet tespiti davasında; o döneme ait üretim bantlarındaki işleyiş, varsa Ahmet Bey’in imzasını taşıyan teslim tesellüm makbuzları, o yıllarda fabrikada çalışan bordrolu komşu işçilerin tanıklıkları ve fabrikanın ticari defterlerindeki puantaj kayıtları delil olarak sunulacaktır. Yargıtay’ın bu son kararı uyarınca, mahkemenin yapacağı derinlemesine inceleme neticesinde Ahmet Bey’in çıraklık adı altındaki çalışmasının aslında bir hizmet akdi olduğu kanıtlanacak ve emeklilik başlangıcı 1992 yılına çekilebilecektir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Çıraklık veya staj sigortam var, bu doğrudan emeklilik başlangıcım sayılır mı?
Hayır, mevcut kanunlarımıza göre çıraklık ve staj döneminde ödenen primler yalnızca kısa vadeli (sağlık ve iş kazası) sigorta kolları içindir. Doğrudan emeklilik başlangıcı sayılmaz. Ancak bu dönemde eğitiminiz geri planda kalıp, bir işçi gibi bilfiil üretimde çalıştırıldıysanız dava yoluyla bu süreyi saydırmanız mümkün olabilir.
2. Çıraklık döneminde fiilen üretimde çalıştığımı nasıl kanıtlayabilirim?
Bu durum mahkemede her türlü delille kanıtlanabilir. Dönemin iş yeri ücret bordroları, puantaj kayıtları, iş yerindeki görev tanımınızı gösteren belgeler, o dönem sizinle birlikte çalışan resmi bordrolu işçilerin ve çevre iş yeri çalışanlarının tanık beyanları en önemli delillerdir.
3. Hizmet tespiti davası açmak için bir zamanaşımı süresi var mıdır?
5510 sayılı Kanun uyarınca, hizmet tespiti davaları hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Ancak çıraklık/staj kaydınız SGK’ya bildirilmişse (yani bir sigorta sicil numaranız oluşmuşsa) veya iş yerinde çalışırken adınıza kısmi de olsa prim yatırılmışsa, Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre 5 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz; dava her zaman açılabilir.
4. Bu Yargıtay kararı tüm stajyer ve çıraklar için otomatik bir hak sağlar mı?
4. Bu Yargıtay kararı tüm stajyer ve çıraklar için otomatik bir hak sağlar mı? Hayır, bu karar otomatik bir hak veya yasal bir düzenleme değildir. Her somut olayın kendi içinde, yukarıda belirtilen kriterler çerçevesinde (iş yerinin niteliği, yapılan iş, yaş, üretim miktarı vb.) mahkemece titizlikle incelenmesi ve davanın ispatlanması gerekir.
Gaziantep Barosu Sicil No: 1969 | İletişim: 0 532 167 09 13
Yasal Uyarı: Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Hak kaybına uğramamak için uzman bir avukattan profesyonel destek almanız tavsiye edilir.
Kaynaklar: * T.C. Anayasası Sosyal Güvenlik Hakları Maddeleri
- 506 Sayılı Mülga Sosyal Sigortalar Kanunu
- 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 04.02.2026 Tarihli, E: 2025/11878, K: 2026/725 Sayılı İlamı

Bir yanıt yazın