Oruçlu Halde Uyumanın İş Akdi ve Disiplin Hukuku Açısından Değerlendirilmesi
İş hukukunda güvenlik görevlilerinin durumu, icra ettikleri işin niteliği gereği “azami dikkat” ve “kesintisiz denetim” esasına dayanır. Bir güvenlik görevlisinin görev başında uyuması, kural olarak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-ı maddesi uyarınca “işin güvenliğini tehlikeye düşürmek” veya doğruluk ve bağlılığa aykırı davranış kapsamında değerlendirilerek işverene haklı fesih imkanı tanıyabilir.
Ancak, kişinin oruçlu olması bu durumu kendiliğinden bir mazeret haline getirmez. Yargıtay uygulamalarında, uyuma fiilinin süresi, işin niteliği ve ortaya çıkan riskin büyüklüğü belirleyici unsurlardır. Stratejik bir noktada (örneğin bir banka, fabrika girişi veya patlayıcı madde deposu) uyumak, herhangi bir ihtar gerektirmeksizin tazminatsız fesih sebebi sayılabilirken; riskin daha düşük olduğu alanlarda işçinin geçmiş performansı ve “oruç” gibi insani durumlar göz önüne alınarak disiplin cezası (ihtar vb.) yoluna gidilmesi dürüstlük kuralı gereği olabilir.
Vaka Analizi: Ramazan Ayında Nöbet Esnasında Uyuyan Özel Güvenlik
Olay: Bir site yönetiminde gece vardiyasında görev yapan güvenlik görevlisi (A), Ramazan ayı sebebiyle oruç tutmaktadır. Sahur sonrası çöken halsizlik neticesinde, sabaha karşı 04:00 sularında kontrol kulübesinde uyuyakalmıştır. Denetim yapan site müdürü, (A)’yı uyurken videoya almış ve ertesi gün iş akdini tazminatsız olarak (haklı nedenle) feshetmiştir.
Hukuki Değerlendirme:
- İşveren Açısından: Güvenlik hizmeti, özü itibarıyla uyanık kalma borcudur. İşçinin uyuması, sitenin güvenliğini zafiyete uğratmış ve güven ilişkisini temelinden sarsmıştır. Oruç tutmak kişisel bir tercih olup, iş görme borcunun ifasını engelleyecek bir mazeret olarak kabul edilemez.
- İşçi Açısından: Eğer (A) daha önce hiçbir disiplin cezası almamışsa ve uyuduğu süre boyunca herhangi bir güvenlik zafiyeti (hırsızlık, saldırı vb.) yaşanmamışsa, “feshin son çare olması” ilkesi tartışılabilir. Ancak Yargıtay, özellikle güvenlik sektöründe uykuyu genellikle “haklı fesih” nedeni olarak kabul etme eğilimindedir.
Sonuç: Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, güvenlik görevlisinin uyuması ağır bir kusur kabul edildiğinden, oruçlu olmak genellikle bu kusuru ortadan kaldıran veya haklı feshi haksız hale getiren bir gerekçe olarak görülmemektedir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Oruçlu olduğum için uyuduğumu söylersem mahkemede haklı çıkar mıyım? Hayır, Türk hukukunda ibadetlerin yerine getirilmesi işçinin şahsi sorumluluğundadır. İş sözleşmesi gereği üstlenilen dikkat ve özen borcu, oruç nedeniyle esnetilemez. Oruçlu olmak bir “hafifletici neden” olarak değerlendirilse bile, feshin geçerliliğini tamamen ortadan kaldırmaz.
2. Uyurken yakalandım ama ilk hatamdı, hemen işten çıkarılabilir miyim? Güvenlik görevlileri için cevap ne yazık ki genellikle “Evet”tir. Diğer iş kollarında ilk hata için ihtar beklenebilirken, güvenlik işinde uyumak doğrudan “iş güvenliğini tehlikeye düşürmek” kapsamına girdiği için işveren tazminatsız fesih yoluna gidebilir.
3. Kamera kayıtları olmadan uyuduğum gerekçesiyle işten çıkarılabilir miyim? İşveren, haklı feshin dayanağı olan iddiayı ispat etmekle yükümlüdür. Kamera kaydı, tutanak veya tanık beyanı gibi somut deliller olmalıdır. Sadece sözlü iddia ile yapılan fesihler genellikle geçersiz sayılır ve işçi kıdem/ihbar tazminatına hak kazanır.
4. İşveren uyuduğumu görüp 10 gün sonra fesih yaparsa ne olur? İş Kanunu 26. maddeye göre, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle fesih yetkisi, olayın öğrenildiği günden itibaren 6 iş günü içinde kullanılmalıdır. Bu süre geçtikten sonra yapılan fesihler, usulen haksız duruma düşer.

Bir yanıt yazın