enflasyonun yargıtay yaklaşımı - Global Gaziantep Avukat

Enflasyonun Temerrüt Faizini Aşması Durumunda “Munzam Zarar”: Güncel Yargıtay Yaklaşımı

Para Borçlarında “Aşkın Zarar” Dönemi: İspat Yükünde Alacaklı Lehine Yeni İçtihatlar

Hukuk sistemimizde borçlunun borcunu zamanında ödememesi, yani “temerrüde düşmesi” halinde, alacaklının bu gecikmeden dolayı uğradığı zararın telafisi kural olarak “temerrüt faizi” ile sağlanır. Ancak Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik konjonktür, yüksek enflasyon oranları ve paranın alım gücündeki dramatik düşüş, bazen yasal faizin alacaklının gerçek zararını karşılamaya yetmemesine neden olmaktadır. İşte tam bu noktada, Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesinde düzenlenen “Munzam Zarar” (Aşkın Zarar) kavramı devreye girmektedir.

Munzam Zarar Nedir?

Kısaca ifade etmek gerekirse munzam zarar; borçlunun gecikme faizini ödemiş olmasına rağmen, alacaklının bu faizle karşılanamayan “ekstra” kaybıdır. Yıllarca süren davalarda, başlangıçtaki alacak miktarı faiziyle geri alınsa bile, paranın reel değer kaybı alacaklıyı mağdur edebilmektedir.

İspat Yükünde Devrim: Yargıtay’ın Yeni “Karine” Görüşü

Geçmiş yıllarda Yargıtay, munzam zararın varlığı için alacaklının somut bir zarar ispat etmesini (örneğin; “borcum ödenmediği için yüksek faizle kredi çekmek zorunda kaldım” gibi) şart koşuyordu. Ancak Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2025 yılına ait güncel kararları (örneğin 2025/544 E. ve 2025/1271 K. sayılı ilamlar), bu katı tutumu yumuşatarak hakkaniyetli bir yol açmıştır.

Yeni içtihatlara göre; enflasyon oranının, uygulanan temerrüt faizi oranından belirgin şekilde yüksek olması, tek başına munzam zararın varlığına dair bir “karine” (ipucu/ön kabul) teşkil etmektedir. Yani alacaklı, paranın piyasadaki değer kaybını teknik verilerle (TÜFE, ÜFE, döviz kurları, altın fiyatları) ortaya koyduğunda, ayrıca “şöyle bir zarara uğradım” diye özel bir ispat çabasına girmek zorunda kalmaksızın bu tazminata hak kazanabilecektir.

Hangi Alacak Kalemlerinde Uygulanabilir?

Güncel kararlar incelendiğinde bu uygulamanın kapsamının oldukça genişlediği görülmektedir:

  • Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri: KDV alacakları ve imalat bedelleri (6. HD 2025/544 E.).
  • Eser Sözleşmeleri: Eksik veya kusurlu imalat bedelleri (6. HD 2024/360 E.).
  • Kıymetli Evrak: Senedin vadesinde ödenmemesinden kaynaklanan zararlar (6. HD 2024/3534 E.).
  • Genel Borç İlişkileri: Borcun vadesinde ödenmemesi sebebiyle paranın erimesi.

Vakıa Örneği (Senaryo)

Olay: Müteahhit (A), Arsa Sahibi (B) ile yaptığı sözleşme kapsamında 2021 yılında ödemesi gereken 500.000 TL tutarındaki KDV iadesi ve imalat bedelini ödememiştir. Arsa sahibi (B), 2021 yılında dava açmış ve dava 2025 yılında sonuçlanmıştır.

Hukuki Süreç: Mahkeme, 500.000 TL’nin 2021 yılından itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine karar vermiştir. Ancak 2021-2025 yılları arasındaki toplam enflasyon oranı %300 iken, mahkemenin hükmettiği yasal faiz toplamda yaklaşık %80-90 civarında kalmıştır.

Sonuç: Arsa sahibi (B), paranın faiziyle birlikte dahi eski alım gücüne ulaşmadığını belirterek “Munzam Zarar” davası açar. Yargıtay’ın güncel içtihatları uyarınca; mahkeme, enflasyonun faiz oranını geçtiği bu tabloyu bir “karine” kabul eder. Bilirkişi incelemesiyle aradaki fark hesaplanır ve (B)’nin faizle alamadığı reel kayıp, “Munzam Zarar” adı altında kendisine ödenir.


Sıkça Sorulan Sorular (S.S.S.)

  1. Munzam zarar davası ne zaman açılmalıdır? Asıl alacak davası bittikten ve ödeme alındıktan sonra, kural olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılabilir. Ancak faiz hakkının saklı tutulması gibi teknik detaylar için uzman desteği önemlidir.
  2. Faiz almam munzam zarar istememe engel mi? Hayır, tam tersine; munzam zarar, faizin yetersiz kaldığı durumlarda istenir.
  3. Enflasyonun yüksek olması tek başına yeterli mi? Güncel Yargıtay kararlarına göre enflasyonun faizden yüksek olması “karine” kabul edilmektedir; ancak davanın teknik bir bilirkişi raporuyla desteklenmesi şarttır.
  4. Dövizle olan alacaklarda munzam zarar istenir mi? Döviz bazlı alacaklarda zaten paranın değeri döviz kuruyla korunduğu için genellikle munzam zarar oluşmadığı kabul edilir. Bu dava daha çok TL alacaklar içindir.
  5. İcra takibi devam ederken bu dava açılabilir mi? Evet, asıl alacak tahsil edildikten sonra veya tahsil süreci devam ederken şartlar oluşmuşsa dava açılabilir.
  6. İspat yükü kimdedir? Normalde alacaklıdadır; ancak son kararlarla birlikte “enflasyon-faiz dengesizliği” alacaklı lehine ispatı kolaylaştıran bir karineye dönüşmüştür.
  7. Hangi mahkemede açılır? Asıl alacağın niteliğine göre değişmekle birlikte (Asliye Hukuk, Ticaret veya Tüketici Mahkemesi) genel yetkili mahkemelerde açılır.
  8. Bu dava türü sadece inşaat işleri için mi geçerli? Hayır; senet borçları, satış sözleşmeleri, kira alacakları gibi her türlü para borcunda uygulanabilir.
  9. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2025 kararları ne anlama geliyor? Bu kararlar, “Alacaklı artık zararını ispat etmek için imkansızı başarmak zorunda değil; enflasyon verileri ortadaysa zarar vardır” diyerek alacaklıyı korumaya almıştır.
  10. KDV alacağı için munzam zarar istenebilir mi? Evet, Yargıtay 6. HD 2025/544 E. sayılı kararı ile KDV alacaklarında da munzam zararın istenebileceği tescillenmiştir.

Not: Hukuki süreçler her somut olayın özelinde farklılık gösterebilir. Hak kaybına uğramamak adına bir hukuk profesyonelinden destek almanız tavsiye edilir.


YARGITAY’IN “ENFLASYONDA PARA ERİMESİ” KARARI

Hukuk sistemimizde borcunu geç ödeyen kişi, kural olarak alacaklıya “temerrüt faizi” (yasal faiz) öder. Ancak günümüz ekonomik koşullarında, mahkemelerin hükmettiği yasal faiz oranları, paranın alım gücündeki kaybı telafi etmeye yetmemektedir. İşte bu noktada “Munzam Zarar” (Aşkın Zarar) kavramı devreye giriyor.

1. Eski Uygulama Nasıldı? (Zorlu Dönem)

Eskiden Yargıtay; “Param enflasyon karşısında eridi, mağdurum” diyen alacaklıya; “Bu yetmez, parayı alamadığın için gidip yüksek faizle kredi çektiğini veya somut bir yatırım fırsatını kaçırdığını ispatla” diyordu. Yani vatandaşın önüne “katı bir ispat yükü” konuluyordu.

2. Yeni Karar Ne Diyor? (Devrim Niteliğindeki Değişim)

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 23.09.2025 tarihli kararı ile bu anlayış değişti. Artık:

  • Yüksek enflasyonun olduğu bir ortamda paranın değer kaybetmesi “hayatın olağan akışı” kabul ediliyor.
  • Alacaklının “şahsi ve olağanüstü bir kanıt” sunmasına gerek kalmadı.
  • Borçlunun, düşük faiz oranlarından faydalanarak borcunu kasten ödememesi ve bu yolla haksız kazanç elde etmesinin önüne geçildi.

3. Zarar Nasıl Hesaplanacak? (“Ekonomik Sepet” Yöntemi)

Mahkemeler artık sadece faize bakmayacak. Uzman bilirkişiler bir “yatırım sepeti” oluşturacak ve şu verilerin ortalamasını alacak:

  1. TEFE-TÜFE (Enflasyon) oranları,
  2. Döviz kurları (Dolar ve Euro) artışı,
  3. Altın fiyatlarındaki yükseliş,
  4. Mevduat faizleri ve devlet tahvilleri,
  5. Asgari ücret artış oranları.

Eğer bu sepetin ortalaması, size ödenen yasal faizden yüksekse; aradaki farkı “Munzam Zarar” olarak borçludan tahsil edebileceksiniz.


VAKIA ÖRNEĞİ (Somut Olay)

Olay: Arsa sahibi Ahmet Bey, yüklenici (müteahhit) Mehmet Bey ile 2013 yılında bir sözleşme imzalar. Sözleşme gereği ödenmesi gereken 1.000.000 TL tutarındaki KDV’yi, müteahhit ödemediği için Ahmet Bey cebinden öder. Süreç: Ahmet Bey parasını geri almak için dava açar. Hukuki süreç tam 9 yıl sürer. 2022 yılında dava biter ve Ahmet Bey ana para + faiz olarak yaklaşık 2.370.000 TL alır. Sorun: Ahmet Bey, “2013 yılındaki 1 milyon TL ile 3-4 daire alabiliyordum, 2022’de aldığım toplam para ile ancak 1 daire alabiliyorum, yasal faiz zararımı karşılamadı” diyerek munzam zarar davası açar. Sonuç: Yerel mahkeme davayı reddetmiş olsa da Yargıtay; “Ülkedeki ekonomik gerçekler ortadadır, Ahmet Bey’in parası erimiştir, somut ispat aranmadan sepet hesabı yapılarak zararı ödenmelidir” diyerek kararı Ahmet Bey lehine bozmuştur.


SIKÇA SORULAN SORULAR (S.S.S.)

  1. Munzam zarar davası her alacak için açılabilir mi? Evet, bir para borcunun geç ödenmesi söz konusu olan her durumda açılabilir.
  2. “Somut ispat gerekmez” ne anlama geliyor? “Şu bankadan şu faizle kredi çektim” gibi belgeleriniz olmasa da genel ekonomik verilerle zararınızın varlığı kabul edilir demektir.
  3. Davam bitti, paramı aldım. Yine de bu davayı açabilir miyim? Eğer ana parayı alırken munzam zarar haklarınızı saklı tuttuysanız veya henüz zamanaşımı dolmadıysa açabilirsiniz.
  4. Zamanaşımı süresi nedir? Munzam zarar davası, asıl alacağın tahsil edildiği tarihten itibaren 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir.
  5. Mahkeme faiz oranını düşük bulursa ne olur? Eğer yasal faiz, enflasyon ve döviz artışının altındaysa, aradaki fark “munzam zarar” olarak hükmedilir.
  6. Borçlu “kusurum yok” diyerek kurtulabilir mi? Hayır, borçlu temerrüde düşmekte (borcu geciktirmekte) kusuru olmadığını kanıtlamadıkça sorumludur.
  7. Döviz borçlarında munzam zarar istenir mi? Döviz alacaklarında zaten kur artışı yansıdığı için genellikle munzam zarar oluşmaz; ancak özel durumlar saklıdır.
  8. İcra takibi devam ederken bu dava açılır mı? Genellikle ana para tahsil edildikten sonra zararın tam miktarı belli olduğu için o zaman açılması tercih edilir.
  9. Bilirkişi incelemesi zorunlu mu? Evet, yukarıda sayılan “sepet hesabı” uzman bir bilirkişi tarafından hesaplanmalıdır.
  10. Bu karar sadece müteahhit davaları için mi geçerli? Hayır, bu karar bir “emsal”dir. Ticari borçlar, şahsi borçlar veya işçilik alacakları gibi her türlü geç ödenen para borcunda kullanılabilir.

Bu konuyla ilgili bir hak kaybı yaşadığınızı düşünüyorsanız, mevcut dosyanızın “yeni içtihatlar” ışığında yeniden değerlendirilmesi için bir avukata danışmanızı öneririm.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir